web analytics

Küreselleşme, Küreselleşme ve Gelir Dağılımı, Küresel Sermaye

Küreselleşme ile birlikte ülkeler, dünya ekonomisine daha da entegre olmaktadır. Bu entegrasyonla birlikte mal ve hizmetin yanı sıra teknolojiler, finansal akımlar, yabancı sermaye yatırımları, işgücü, bilgi ve kültürel akımlar hızlı bir şekilde yer değiştirmektedir. Bunun neticesinde artık sosyal ilişkiler sınırlar, zaman ve mesafe gibi kısıtlayıcı faktörlerden etkilenmemektedir (Özpınar ve Şimşek, 2003:2).

Küreselleşme sürecinin insanların refah düzeyini olumlu etkilediği yönündeki görüşler, küresel krizin yaşandığı 2008 yılında çok fazla eleştiri konusu olduğu gibi küresel ekonomik krizler sonucu ortaya çıkan olumsuz etkiler de küreselleşme karşıtlarının ileri sürdükleri, “küreselleşmenin genellikle zengini daha zengin yoksulu ise daha yoksul yaptığı” düşüncesi daha fazla kuvvet kazanmaktadır (Tireli, 2009:67).

Küreselleşme ile birlikte, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, dışarıdan kendilerine sermaye akımlarını çekmektedir. Ekonomiye dışardan gelen sermaye akımlarının kısa vadeli olması, kırılgan ve istikrarsız ekonomiler yaratmaktadır. Diğer açıdan küreselleşme bir ekonomiyi finans sektörü ağırlıklı büyüme ve sanayisizleşme denilen olgu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Küreselleşme, az gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler bu finans sektörü ağırlıklı sürece hazır olmadığından, elde edilen gelirin adaletsiz şekilde dağılımını etkilemektedir. Bu konuda gerekli tedbirleri almayan ve sorunu çözmeye yönelik politikalar uygulamayan devlet de bu adaletsizliğe katkıda bulunmaktadır. Küreselleşme ile birlikte devlet bütçesindeki faiz ödemelerinin artış göstermesi, toplumdaki kesimler arasında sermaye sahipleri lehine gelir dağılımında adaleti olumsuz etkilemektedir. Küresel dünyada az gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin öncelikle reel sektör ağırlıklı büyüme politikalarına ağırlık vermeleri, ekonomiyi kırılgan hale getiren kısa vadeli finansman tercihinden uzaklaşmaları ve ücretli kesimin gelirlerinin düşmüş olmasından dolayı gelir dağılımı nın yeniden iyileştirilmesini yönelik politikaların öncelikler arasına alınması gerekmektedir (Arslan, 2013:49).

OECD’ in hazırladığı raporda, küreselleşme ile birlikte ülkelerde artan gelir adaletsizliğine yönelik politikalar yer almaktadır. Bunlardan ilki ekonomik krizler sonrasında düşük gelirli grupların yaşadığı kayıplara yönelik vergi ve transfer politikaları gelmektedir. Diğeri, adil gelir dağılımını olumlu etkileyecek politikaların uzun vadede sürdürülebilir olduğu göz ardı edilmemesidir. Örneğin, gelir dağılımını düzeltmede işsizliği azaltmaya yönelik politikalar uygulamak, gelecekte ilgili sorunu çözme konusunda daha verimli ve etkili olmaktadır. Diğer politikalar ise emek piyasasında adaletsizliğe sebep olan kayıt dışı istihdamı azaltmaya ve eğitimde fırsat eşitliğini ve mesleki eğitim olanakları ön plana çıkaran beşeri sermayeye yönelik yatırım politikalarına öncelik vermektir (Öz, 2012:4).

küreselleşme
Küreselleşme çok boyutlu bir olgu olması sebebiyle gerek ülkelerarası, gerekse ülkelerin kendi içlerindeki gelir eşitsizliklerine etkisi konusunda farklı görüşler ortaya çıkmaktadır. Küreselleşme yanlıları, küreselleşmenin gelir dağılımındaki eşitsizliği ve yoksulluğu artırmadığını, zengin ile yoksulun arasının açılmasına küreselleşmenin neden olmadığını, aksine küreselleşmenin birçok bakımdan eşitleyici bir süreç olduğunu ileri sürerlerken, küreselleşme karşıtları küreselleşmeyle birlikte dünyadaki eşitsizliklerin ve yoksulluğun birçok yerde arttığını iddia etmektedirler (Solmaz, 2014:105).

Küreselleşme, gelişmiş ülkeler arasında bir rekabet meydana getirirken, gelişmemiş ülkeleri bu rekabetin dışında bırakmaktadır. Bu nedenle dünyada oluşan kutuplaşma süreci zengin ve fakir ülkeler arasındaki gelir farklılıklarını artırmaktadır. Bu uçurumu azaltmak için gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkeler için yardımcı politikalar geliştirmesi gerekmektedir (Arslan, 2013:51).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir