web analytics

Kısa Film, Kısa Film Nedir, Kısa Film Tanımları, Kısa Film Çeşitleri

Kısa film, her ne kadar sinema sanatının başlangıcını oluşturan unsurlara ön ayak olmaktadır. Bu durumun birçok nedeni olmakla beraber, öne çıkan unsurlardan birisi, kısa filme ilişkin yapılan birbirinden farklı, tutarsız ve sığ tanımlamalardır.

Ortaya çıkışı yüz yılı aşkın bir zamana dayanan sinema, ilk dönemin ilkel koşullarından, günümüzün modern tekniklerine gelinceye kadar tam yüz on sekiz yıllık bir deneyimin ardından, pelikülleri aşarak manyetik ortama taşınmış durumdadır. Zira tüm dünyada analog kavramı, dijital ile yer değiştirmeye başlamış ve bu değişim, hayatın her alanında kendisini hissettirmeyi başarmıştır. Bu alanlardan birisi de kuşkusuz sinema ve sinemanın atası olarak kabul edilen kısa filmdir.

İzleyicilerde kısa filme ilişkin doğru bir bilincin oluşması için  tedbirlerden birisi kısa filmin biçim ve içerik özelliklerini barındırabilecek kapsamlı bir biçimde tanımlanmasıdır.

İzleyicide kısa filmin; metrajı kısaltılmış film, uzun filmin kısası ya da uzun filmden kesilmiş bir parça olmadığı bilincinin kazandırılması doğaldır ki kısa filme ilişkin yapılacak doğru tanımlamayla mümkündür. Kısa filme ilişkin yapılan tanımları iki başlık altında toplamak mümkündür. Birincisi; başından beri eleştirilen, kısa filmin süre boyutunun öne çıktığı tanımlamalardır.

Festivallerin, yarışmaların, üretim ve dağıtım koşullarının da dayatma ve etkisiyle, süre bazlı kısa film tanımları, genel olarak 30 dakika ve altında kalan filmleri kısa film olarak nitelemektedir. Her ne kadar filmleri sürelerine göre tanımlamak insanları boylarına göre değerlendirmekle eş değer olsa da, süre kavramının hakim olduğu tanımlar hatırı sayılır derecede fazladır.kısa film

Kısa filme ilişkin yapılan tanımların altında toplandığı ikinci başlık ise süre kavramına hiç yer vermeyerek kısa filmin biçim ve içerik unsurlarının yanı sıra deneyselliğini, bağımsız yapısını ve üretim koşullarını da ortaya koyar niteliktedir.

Kısa film yapmak isteyenlerin önüne sayısal teknoloji birçok seçenek sunmaktadır. Ancak, malzemelerin ucuzluğu ve kolay elde edilebilir olması, bir kısım kısa film yönetmeninin giderek sinema titizliğinden uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Kısa film ile uzun metraj film arasındaki en önemli farklılıklardan birisi öykü yapılarıdır. Kısa film yönetmeni, bir an önce doyuma ulaşmak isteyen izleyicisi için daha kısa zamanda, daha yoğun anlamlar üretmek suretiyle öyküsünde uzunca bir giriş, gelişme ve sonuç bölümü bulundurmaz. Adeta zamanla yarış halinde olan kısa film yönetmeninin, uzun metraj film öyküsündeki gibi uzunca karakter çözümlemelerine de zamanı yoktur. Öyküde yer alan karakterleri derin bir analize tabi tutacak ve durumlar zinciriyle dramatik yapıyı güçlendirecek zamanı olmayan kısa film yönetmeni, tüm bu unsurları daha minimal düzeyde aktarabileceği yapıyı tercih eder. Bu anlamda öykü ve roman karşıtlığı ile kısa film ve uzun metraj film karşıtlığı birbirlerini tamamlayıcı yöndedir. Zira kısa filmin öyküye, uzun metraj filmin ise romana benzetilmesi boşuna değildir.

Animasyon film türü, bilgisayar ortamının sağladığı olanakları kullanarak elde edilen çizgilerin hareket ettirilmesi esasına dayanmaktadır. Yukarıda bahsi geçen sinema tarihinin ilk örnekleri, kimi özelliklerinden dolayı animasyon film türüyle benzerlik göstermektedir. Hareketli görüntünün ilk ortaya çıktığı zamanda fotografik nesnelerin ardı ardına sıralanması ve insan gözünün bu nesneler arasındaki ince boşluğu algılayamayacak derecedeki kusuru, sinema sanatını mümkün kılmıştır. Animasyon film türü de benzer Şekilde ardı ardına sıralanan görüntü parçacıklarının, insan gözü tarafından sürekliymiş gibi algılanması prensibiyle hareket Şansı bulur.

Animasyon film türünü diğer türlerden ayıran en temel özelliği, filmin oluşturulduğu uzamdır. Örneğin, bir kurmaca film çekiminde mekan, kostüm, oyunculuk, ışık ve renk kullanımı gibi sinematografik unsurların hepsi reel düzeyde ele alınırken, animasyon film türü baştan sona bilgisayar ortamında düzenlenir. Bu durum, bütçe sıkıntısıyla karşı karşıya olan kısa film yönetmenleri için önemli bir avantaj olmakla birlikte, prodüksiyondaki bu özerklik, herhangi bir yapımcıdan bağımsız olarak yönetmene içerikte her tür tasarrufta bulunma imkanı sağlar. Dolayısıyla animasyon film türünün, egemen sistemin tavsiyelerine boyun eğmeden eleştirel olabilme potansiyeli bir hayli yüksektir.

Kısa film türlerinden bir diğeri de deneysel filmdir. Deneysel film; sinemaya renk, ışık, kurgu, öykü, ses, kostüm, dekor, müzik, kamera hareketleri, kamera açısı ve ölçeği gibi unsurlar üzerinden yeni kullanımlar kazandıran ve çoğunlukla ticari olmayan amaçlarla çekilen film türüdür.

Deneysel film hakkında yapılan tanımlamaların çeşitliliği benzer biçimde uygulamada da kendisini göstermektedir. Sınırlarının tam olarak çizilemediği bu film türü, kimi özelliklerinden ötürü yanlış bir algı sonucunda deneysel film olma özelliği taşımayan birçok görüntünün ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Ġüphesiz bunda, deneysel sinemanın içeriğinde var olan özgünlük etkilidir. Birçok kısa film yönetmeni bu özgünlükle anlaşılmaz olmak arasındaki ince çizgiyi o kadar muğlak bir yapıya dönüştürür. Filmin sonunda izleyiciyi etkisi altına alan tek duygu, anlamamaya dayalı olan algı sorunudur. Buna, filmdeki içeriksizlik ve mesajsızlık da eklemlenince, anlaşılmaz olan yapı daha karmaşık hale gelmektedir.

Kısa filmin önemli bir türü de belgeseldir. Belgesel film türü, diğer türlerden ve özellikle kurmaca film türünden farklı olarak, gerçekliğe bağlı kalmak suretiyle toplanan hareketli, fotografik ve işitsel malzemenin sinematografik uyum içerisinde düzenlenmesiyle oluşur. Ġüphesiz bu düzenlemede, filmin yönetmeninin bakış açısı da etkindir.

Türkiye‟de ve dünyada sinemanın başlangıcını oluşturan öğelerin belgesel türde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar ilk örnekler sadece belge özelliği taşısa da sonrasında sinema anlayışında meydana gelen değişimler ve gelişimler, ilk belgesel filmlerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Kısa belgesel filmler ile uzun belgesel filmler arasında süre bazlı yapısal farklılıklar dışında önemli bir ayrım yoktur. He iki tür de merkezine insanı ve toplumu anlatan unsurları dahil ettiği ölçüde başarılı sayılır. Hale Künüçen‟in de belirttiği gibi, canlı ve derin bir belgesel filmi gerçekleştirebilmek için başlı başına insanı işin içine sokmak ve göstermek gerekir.

Kısa filmin en çok rastlanan ve bu çalışmada da ayrıca önem taşıyan diğer bir türü kurmaca yapıdadır. Kısa filmin diğer türlerinde olduğu gibi kurmaca yapıdaki filmlerde de filmin üzerine kurulu olduğu bir teması vardır. Bu tema, her öyküde yer alan serim-düğüm-çözüm yapısı göz önüne alınarak işlenir. Ancak bu yol haritası kısa filmin deneysel yapısının öne çıktığı durumlarda tersine çevrilebilir veya uygulanmayabilir. Kurmaca yapıdaki bir kısa filmin, uzun metraj filme göre en azından süre olgusu çerçevesindeki farklılığı, içeriğini de etkilemektedir.

Ticari sinemanın aksine, kısa film, genellikle küçük bir ekip ve bütçeyle gerçekleştirildiği için, bir prodüktörün yaratıcısının tüm özgürlüğünü taşır. Kısa filmin bağımsız yapısı, bu durumun bir sonucudur. Ticari bir meta olan öykülü uzun filmin denemeye cesaret edemediği anlatım yöntemleri kurmaca kısa filmde özgürlüklerini ilan eder. Kısa film, bu bağımsız yapıya ulaşma yolunda, gelişen dijital görüntü teknolojisine çok şey borçludur.

Ekonomik anlamda bir kaynağa bağımlı hale gelmek, beraberinde sübvanse olunan kaynağın ideolojisine açık hedef olmayla sonuçlanmaktadır. Örneğin; bir inşaat firmasının sponsor olduğu kısa film projesinin çevreci bir konuyu ele alarak betonlaşma sorununa odaklanması, pek rastlanır bir durum değildir. Bir bankanın sponsor olduğu projenin de içeriğinde faiz lobisi ya da kredi kartı mağduriyetini hedef alması oldukça zordur. Dolayısıyla ekonomik Şartlar, film içeriklerinde oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu durum doğaldır ki sadece kısa filmlerde değil, uzun metraj sinema filmlerinde de büyük bir sorun halindedir. Üstelik sinemanın artık bir sanayi haline geldiği ülkelerde bile durum benzerlik gösterir.

Hollywood sinemasına bakıldığında tarih boyunca savaş filmleri çekmek isteyen yapımcılar, bu filmlerde bolca insan ve teçhizat kullanmaları gerektiğinden orduyla iş birliği yapmak zorunda kalmıştır. Pentagon‟un onayladığı filmler, Amerikan ordusunu yüceltme Şartıyla çekim Şansı bulmuştur. Örneğin; Jurassic Park III filminde kahramanlar tarih öncesi dinozorlarla savaşırlar ve son sahnede onları bir askeri helokopter adadan kurtarır. Filmin yapımcıları ordudan son sahneyi daha etkileyici kılmak için donanma ve deniz piyadelerine ihtiyaç duyduklarında ordudan, “yapımcılar bizim belirlediğimiz her ifadeyi filme kazıyacaklar” Şeklinde bir açıklama gelir. Aslında ordunun amacı donanma logosunun açıkça görünmesini sağlamaktır. Dolayısıyla ordunun isteği doğrultusunda eklenen birkaç diyalog ve görüntüyle film çekilmiştir.

Filmlerde Şirketlerin ürünlerini ekranda göstermeleri için yapımcılara ödeme yapmaları ürün yerleştirme olarak nitelendirilir. Fakat ordunun filmlerde kendisini olağanüstü göstermesi için yapımcılara kaynak sağlamasının adı propagandadır. Dolayısıyla az önce belirtilen kısa filmin bir inşaat firması ya da banka tarafından sübvanse edilmesinin içeriğe olan etkisiyle, ordunun sübvanse ettiği uzun metraj filmin içerik sorunları birbiriyle örtüşmektedir. Diğer yandan eleştirel olma özelliğine sahip filmlerin çoğu, aynı zamanda yönetmen sineması örneği olma özelliğine sahiptir. Bu anlamda gelişen dijital görüntü teknolojileri, kısa film yönetmenlerinin kendi projelerini herhangi bir yapıya bağımlı olmadan hayata geçirebilmeleri için oldukça elverişli bir ortam yaratmıştır. Bu durum, kısa filmin ya da daha genel anlamda sinemanın demokratik yapıya kavuşmasıyla oldukça ilintilidir. Bu anlamda bahsi geçen demokrasi ve kısa film ilişkisini tartışmak, çalışma açısından önem arzeder.

Etiketler

Benzer Yazılar