web analytics

Ebru Sanatı, Ebru Sanatının Çeşitleri, Ebru Sanatının Özellikleri

Geleneksel Türk ebru sanatı yüzyıllar boyunca hat, minyatür, tezhip ve cilt sanatlarının yardımcı veya tamamlayıcı öğesi olarak kullanılmıştır. Geleneksel üslupta uygulanmış olan, rengârenk mermer damarlı, hareli ve çeşitli çiçek motifleri ile bezenmiş ebru sanatı kâğıtları kitap ciltlerinin iç kapak ve dış kapaklarında, hat, minyatür ve tezhip ile süslenmiş kitap sayfalarında fon ve bordür Şeklinde bir süsleme öğesi olarak kullanılmıştır

Geleneksel kağıt süsleme sanatlarımız içerisinde önemli bir yeri olan ebru sanatı nın ilk kez ne zaman nerede uygulandığı kesin olarak bilinmemekle beraber; eski kitapların ciltlerinde kapak ile kağıdı bağlayan “yan kağıdı” olarak, yazıları kenarlarında ve pervazlarında ebru sanatı na rastlanmıştır.

Günümüze kadar gelebilen Osmanlı tekkelerinden “Özbekler Tekkesi” ebru sanatı ve bu sanatın günümüze kadar ulaşması açısından önemlidir. Kurtuluş savaşı sırasında Kuvay-i Milliye vazifesi gören tekke, içinde birçok sanatın ve zanaatın öğretildiği, uygulandığı bir okul görevi görmüştür. Bu dönemde tekke önemli bir ebru sanatı okulu haline gelmiş ve Necmettin Okyay, Sami Efendi, Abdülkadir Efendi gibi büyük ustalar yetiştirmiştir.

Osmanlı Dönemi‟nde matbaanın yaygınlaşmasıyla ebru sanatı duraklama dönemine girmiş, Yahudilerin özel makinelerle ebruyu seri üretime dökmeleri ise klasik Türk ebru sanatı na darbe vurmuştur. Makine ile basılan ebrular piyasaları doldurmaya başlayınca ebru sanatı ustaları yavaş yavaş kendilerini geri çekmişlerdir.

Ebru Sanatı Çeşitleri

1.Battal ebru (tarz-ı kadim)

Ebrunun bilinen en eski tarzıdır. Diğer bütün desenler, bu battal deseninden çıkar. Bu desene kısaca diğer ebru desenlerinin anası ya da atası denilebilir.

Boyaların sadece fırça yardımıyla ve iğne ya da tarak gibi herhangi bir araçla müdahale edilmeden kitre üzerine serpilmesiyle oluşturulan battal ebru, yapılan işlem bakımından en basit ebru olmasına rağmen sonuç itibariyle en zor ebrudur.

Kumlu ebru dışında bütün ebruların yapımında ilk işlemdir. Ebrucunun bütün ustalığı yaptığı battal ebrulardan belli olur çünkü ardı ardına atılan boyaların öd ayarları doğru yapılmazsa ya kitre yüzeyinde boyalar arasında kalan renksiz damarlar mermer damarından daha büyük olur ya da boyalar sıyrılırken akar ve birbirine karışır.

Yapımı ise koyu bir renk tekne yüzeyine fırça yardımıyla serpilir. Damlalar 5-6 cm. Çapında daireler oluşturur. Battal ebru yapılırken açık renkten koyu renge doğru tekneye atılır. Bu rengin üzerine daha açık bir renk ile boyalar tekrar serpilir. İkinci renk ilk atılan boyayı iterek bir yer açar ve bütün boşluklar doldurularak iki renkli bir battal ebru meydana gelmektedir. Daha güzel bir görüntü için bu ikinci rengin üzerine tekrardan boya atılabilir. Genelde klasik ebruda iki, üç, dört renk kullanılmaktadır. Üç, dört renk boya atıldıktan sonra bir de serpme ilave edilebilir.

Zemin Battal, Tarz-ı Kadim, Mustafa Düzgünman Battalı, Ethem Efendi Battalı, Neftli Battal, Somaki Battal, Serpmeli Battal gibi çeşitleri vardır.

Zemin battal:

Tek renk ya da az renkle yapılır. Eski ebrucuların sıklıkla kullandığı bu desen, genellikle zemin olarak kullanıldığı için bu isimle anılmıştır. Özellikle Necmettin Okyay ve öğrencisi Mustafa Düzgünman tarafından sıkça kullanılmıştır.

Aynı boyadan az ödlü, çok ödlü ve neftli olmak üzere üç ayrı kavanoza hazırlanır. Neftli boya yerine çamlıca toprağından hazırlanmış açık renkli bir boya da kullanılabilir. Hazırlanan boyalardan battal bir ebru sanatı yapılarak oluşan desene zemin battal denir

Tarz-ı kadim:

Mustafa Düzgünman‟ın geliştirdiği bir tarzdır. İlk renkten başlanarak çok sayıda rengin ince ince serpilerek yapılmasıyla oluşan ebruya denir.

Mustafa Düzgünman battalı:

Sanatçının kendi tarzı olan bir battal ebru çeşididir. Yoğun renkli ve ince serpiştirilmiş boyalardan oluşur. En alta hareketli siyah bir onun üstüne az miktarda ara bir renk, üzerine de ebruya hâkim olacak büyük damlalı ana bir renk ve en üste de serpmeli bir renk atılarak yapılmaktadır. Düzgünman ebrusunun atılış sırası genellikle böyledir.

Ethem efendi battalı:

Sarı gülbahar boyaların üstüne sarı-lacivert lahor çividi atılarak yapılan bir ebru çeşididir. En son atılan boyanın içine diğerlerinden biraz fazla öd ve neft katılır. Böylece boyanın daha fazla açılması sağlanır.

Neftli battal:

Battal atılmış bir zeminin üzerine boyaların içerisine neft yağı ilave edip, birkaç işlemden geçirildikten sonra battal tarzında serpilen ebrulara “neftli ebru” adı verilir. Neft yağı (tercihen çam terebentin) boya içerisinde su ile karışmadığı için belirli boşluklar meydana getirir. Buda kitre yüzeyindeki boya harelerini, boşluklardan oluşan bir görünüme sokmaktadır.

Somaki battal: Somaki battal, genellikle iki renkten oluşur. Zemine birinci renk serpilir. İkinci renge daha fazla öd katılarak birinci rengin iyice sıkıştırılmasını sağlanır, damarlar haline gelmesi sağlanır. Bir mermer cinsi olan Somaki’ ye benzeyen damarlı ebrulara “Somaki ebrusu” denir.

Serpmeli battal:

Zemine battal ebru yapımından sonra, zemindeki renge zıt, çamlıca toprağı ya da açık bir renkle serpme yapılır. Serpme yapmadan önce damlaların ince ince olması için; fırçadaki boyanın iyice sıkıldıktan sonra serpilmesi gerekir. Boyanın içine fazla öd konulmadığı için de tekneye atılan boyalar yayılmadan nokta nokta kalır ki, bu ebru çeşidine serpmeli ebru denir.

Serpme için özel fırça kullanan ustalar da vardır. Gel-git, bülbülyuvası desenlerine

Serpme yapılabileceği gibi, diğer desenlere de serpme yapılabilir. Gel-Git Ebrusu: Tekneye battal zemin atıldıktan sonra, biz ya da iğne yardımıyla teknenin kenarlarına paralel hareketlerle Şekil verilmesi ile oluşur. Gel-git hareketleri istenilen sıklıkta ve istenilen yönde yapılabilir. Kalın uçla yapılan gel-git hareketleri daha geniş alanı etkileyeceğinden, paralellerin arası daha geniş, ince uçla yapılan gel-gitlerin arası da tam aksine dar olabilir. Bu hareketler bizle yapılabileceği gibi özel hazırlanmış taraklarla da yapılabilir.

2.Gel-git ebrusu:

Gelgit ebrusunda, tekne yüzeyine battal ebrusu yapılır. Yalnız boyalar serpilirken büyük kütleler olmaması dikkat etmek gerekmektedir. Bunu da fırçaya az boya alarak ve serpme işleminde fırçaya az vurarak sağlamak mümkündür. Daha sonra bu kompozisyon üzerine biz yardımıyla sağdan sola, soldan sağa birbirine paralel ve düzgün bir Şekilde gidip gelinir. Bu çizgi aralıkları istenilen genişlikte de olabilir. Gidip gelinmesinden dolayı ismini de buradan almıştır. Bu ebruya Gelgit ebru denir.

3.Şal ebrusu:

Anadolu‟da kullanılan bele bağlanan Şal desenlerini andırdığı için bu adı aldığı söylenmektedir. Şal ebru da önce zemin battal ebrusu olarak hazırlanır. Gel-git yapıldıktan sonra teknenin çaprazına doğru, genellikle geniş aralıklı yapılan gel-git sonucu elde edilir. Ayrıca M. Düzgünman’ ın yine gelgit üzerine dıştan başlayıp, ortaya doğru daireler çizerek yaptığı Şal desenleri vardır. Bu çapraz çizgiler yumuşak “S” ler çizilerek de yapılabilir.

4.Taraklı ebru:

Taraklı ebru, önce zemin battal ebrusu olarak hazırlanır. Daha sonra gel-git kompozisyonu uygulanır. Burada dikkat edeceğimiz husus gelgit sağdan sola uzanıyor ise tarak yukarıdan aşağıya doğru çekilmesidir. Tarak Şekline getirilmiş bir tahtayı sıkça veya seyrek olarak tespit edilmiş iğneler (çelik teller) bulunan tarak, kitreye değecek Şekilde teknenin üstüne konur, kendine doğru yavaşça çekilir. Çıkan ebru çeşidine taraklı ebru denir. Aynı ebru teknesinde, tarak 1 cm sağa veya sola kaydırılarak ters yöne çevrilirse, bu ebruya çift taraklı ebru denir. Kullanılan tarağa göre ebru isim alır. İnce taraklı ebru, ince dişli sık aralıklı bir tarak yardımıyla yapılır. Kaim taraklı ebru, kaim dişli seyrek aralıklı bir tarak yardımıyla yapılır. Fantezi taraklı ise tavûsî ebru olarak bilinir. İnce ya da kalın taraklı ebruların ikinci bir tarak yardımıyla taranmasından ortaya tavus kuşu kanadı görünümü çıkar. Dalgalı taraklı, ince ya da kaim taraklı ebruların ikinci bir tarak yardımıyla dalgalı bir biçimde taranmasından ortaya çıkan ebru çeşididir.

5.Bülbül yuvası:

Genellikle küçük taneli battal ebrusu yapıldıktan sonra dıştan başlayıp içe doğru istenilen çapta (genellikle 3 -5 cm çapında) spiraller çizilir. Bu spiraller içten dışa da olabilirler. Ayrıca gel – git, taraklı gibi desenler üzerine de bülbül yuvası yapılabilir. Bülbül yuvaları; bir bız yardımı ile tek tek yapılır, ya da geniş aralıklı kalın uçlu bir tarak ile hatta tüm tekneyi kaplayarak, özel bir tarak yardımı ile bir seferde de yapılabilir. Bu tarakların diş aralıkları yapılmak istenen “bülbül yuvası” deseni büyüklüğünde ve en az yarı çapı kadar tekne boyundan küçük olmalıdır ki spiral hareketi rahatlıkla döndürülmelidir.

6.Kumlu-kılçıklı ebru:

Serpiştirilmiş kum tanelerini andıran Şekildeki ebrulara, Kumlu ebru denilmektedir. Kumlu ebru yapılırken noktalar daha da irileşip (V) harfine benzer Şekiller almaya başlarsa, buna da kılçıklı ebru adı verilir. Ebru teknesindeki suyun bitmesine yakın suyu ve ödü az olan lahor çividinin ya da başka boyaların bir damlalık yardımıyla teknenin ortasına damlatılması suretiyle teknenin yüzeyi doldurularak yapılır. Boya çatlar ve kumlu bir hal alır. Eski ustalar kumlu-kılçıklı ebru yapmanın kirlenmiş teknede daha rahat olduğunu söylerler. Bunun nedeni, uzun süre çalışılan teknede, tekne materyaline karışan boyaların zamanla yüzeye çıkarak yüzeydeki gerilimi artırmalarıdır. Kumlu ebruların en güzeli, bitkisel esaslı olan lahor çividi ile elde edilir. Lahor çividinin içine kalkan balığı veya tavuk ödü katılarak kitrenin bayatlayıp kirlenmesi beklenilmeden de kumlu ebru yapılabilir ve iyi sonuç alınır. Necmeddin Okyay da kumlu ebru yapımında kalkan balığı ödü kullanmış ve çok iyi netice almıştır.

7.Hafif ebru:

Genellikle üzerine yazı yazmak için hattatlar tarafından tercih edilen; açık, soluk renkli ebrulardır. Aynı kağıda iki veya daha çok ebru yapılmak istendiğinde de bu desen kullanılabilir. Normal astar kıvamına aynı miktar su da ilâve edilerek astar cıvıklaştırılır. Ayrıca, boyar maddelerin su ve öd miktarları da artırılarak yapılabilir, böylece renkler kolay ve çokça açılacağından açık renkli olurlar.

8.Dalgalı ebru:

Tekne içinde yoğunlaştırılmış su yüzeyinde battal ebrusu, gelgit ebrusu, Şal ebrusu vb. Hazırlanır. Kağıt yelpaze Şeklinde katlanır, biraz esnetilir. Ebrulu yüzeye serilir, boyaya değen kısımlar ebruyu yoğun bir Şekilde alır. Diğer bölümleri daha hafif renkli çizgili bir görünüm oluşturur. Diğer bir dalgalı ebru yapımı da kağıt, tekne içinde oluşturulan ebrulu yüzey üzerinde ileri geri kaydırılır. Katlanmış kumaş görüntüsünde ebru elde edilir

9.Çift ebru:

Daha önce yapılmış fakat mührelenmemiş bir ebruyu alıp, üzerine ikinci defa ebru yapılmasıdır. Mesela; kitre üzerine desen atmadan yürekli ebrular sıralandırılır ve daha önce yapılmış olan taraklı ebru kitre üzerine yatırılır ve tekneden çıkan ebruya çift ebrudenir

10.Akkase ebru:

Eskiden hat sanatı mahsullerinin meydana getirilmesinde kağıdın yazı yazılacak kısmının ayrı, etrafının da ayrı renge boyanmasına verilen addır. Bir kağıdın yazı yazılacak kısmının kendi rengi ile kalması istenildiğinde o bölüme arap zamkı sürülür, bu kağıt ebru teknesine batırılınca zamklanan kısım ebruyu almaz. Dolayısı ile kağıdın dış kısmı ebrulanmış olur.

Hafif ebru üzerine arap zamkı ile hazırlanmış sıvı; boya gelmesi istenmeyen yere, bir fırça ya da başka uygun bir malzemeyle sürülür (yazılır). Böylece hafif ebrunun üzeri arap zamkı ile örtülmüş olur. Kuruyunca daha koyu renkli bir desen aynı kâğıda tekrar basılır. Arap zamkı olan yerler boyayı almadığından yazı veya desen hafif ebru deseniyle kalır.

11.Yazılı ebru:

Yazılı ebrunun mucidi Necmeddin Okyay’dır. Önceleri yazının kalıbını kesip ıslanınca kâğıdı bırakan arap zamkı ile yapıştıran ve kâğıdı ebru yapıldıktan sonra bu kalıbı söken Necmeddin Okyay, yazının kenarlarından taşan zamkın bulunduğu yerlerin de boya almadığını görerek mürekkep yerine zamk kullanarak yazdığı yazıları ebru yapmaya başlar. Aynı zamanda devrinin en meşhur hattatlarından olan Necmeddin Okyay’ın bu Şekilde yazılmış “Lâfza-i Celâl”i, Türk Ebru tarihindeki en ünlü yazılı ebrudur. İstenilen yazı düz kağıt üzerine kurşun kalemle hafifçe yazılır ve arap zamkı ile kapatılır. Teknede hazırlanmış ebrulu yüzeye yatırılır. Ebrunun kağıt zeminine oturması için bir süre bekletilir, tekne kenarına sıyrılarak çıkarılır. Boya kuruduktan sonra su teknesine bırakılır. Bir süre sonra zamk erir, çıkarılır, kurutulur, ütülenir. Kağıdın Arap zamklı olan bölümler boyayı almaz, yazının etrafı ebrulanmış olur.

12.Hatip ebrusu:

Ayasofya Camii hatiplerinden Mehmed Efendi‟nin uyguladığı ve kendi hatlarında kullanması dolayısıyla Hatip ebrusu adını alan ebru çeşididir. Hatip ebrusu çiçekli ebruların temelini oluşturur. Boyaların öd ve su ayarlarının iyi yapılması, bu ebru çeşidinde iyi sonuç alınması anlamında çok önemlidir. Birbirini fazla iten ya da hiç açılmayıp dibe çökme eğiliminde olan boyaların hatip ebrusunda kullanılması iyi sonuçlar vermez.

Hatip ebrusu yapmaya başlarken önce zemine bir ebru yapılır. Eski ustalar hatip ebrusuna zemin olarak genellikle hafif battal ebru çeşidini tercih edip kullanmışlardır. Daha sonra zemin üzerine kalın bir biz ya da damlalık yardımıyla boya damlatılarak, çapları 2-4 cm yi geçmeyen daireler oluşturulur. İlk damlatılan rengin belirgin olması açısından koyu renkte olmasına özen gösterilir. Daha sonra üst üste farklı, 3 ya da 4 renk daha damlatılır. Oluşan daireler bir iğne, biz ya da sivri uçlu bir malzemeyle Şekillendirilir.

13.Çiçekli Ebru (Necmeddin Ebrusu):

Çiçekli ebrunun çok eski yıllardan beri yapıldığı bilinmektedir yalnız çiçekli ebru denince akla „Necmettin Okyay‟ gelir ve kendi adı ile anılan ebru çeşididir.

Necmettin Okyay; lale, karanfil, menekşe, gelincik, gonca gül, gül, kasımpatı, sümbül motifli ebrular yapmıştır. Onun yetiştirdiği öğrencisi „Mustafa Düzgünman‟ papatya ebrusunu ilave etmiştir. Süheyl Ünver, çiçekli ebruları „Necmettin ebrusu‟ olarak tanınmasını istemiştir. Bu ebruların diğer adı da „imam ebrusu‟ dur.

Zemin ebrusu yapıldıktan sonra önce hazırlanan yeşil boyadan damlatılarak oluşturulan yuvarlaklara uygun kalınlıkta bir biz kullanarak sap Şekli verilir. Daha sonra sapların uçlarına yapılacak çiçeğe uygun renk damlatılarak yine uygun kalınlıkta iğne ve bizlerle bunlara çiçek Şekli verilir. Günümüzde nilüfer, kasımpatı gelincik, nergis, gala, lilyum, bahar dalı, süzen çiçeği gibi ebrular yapılarak çeşitler çoğaltılmıştır. Yapılan çiçekli ebrularda doğaya daha yakın renkler tercih edilmektedir. Oran orantıya önem verilmektedir. Zeminler de hafif ebru yerine sedef ve ödlü su atılarak kağıdın rengi ön planda olan çalışmalarda uygulanmaktadır. Mustafa Düzgünman da papatya ebrusunu yaparak çiçekli ebrulara bir yenisini eklemiştir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir