web analytics

Belgesel Filmin Doğuşu, Belgesel Filmin Tarihçesi

Merhaba, sizlere bu yazımızda belgesel filmin doğuşu hakkında bilgiler vereceğiz.

Belgesel Filmin Doğuşu

Sinema tarihi içinde belgesel olarak adlandırılan tür, bir manifesto şeklinde, kendine has özellikleriyle, yeni bir film kavramı olarak birden bire doğmamıştır. Aksine belli bir süreç içinde, gerek bilimsel çabalar, gerek amatör ve profesyonel çalışmalar, gerekse de sanatçıların estetik kaygıları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Barnouw, sinemanın, eğlendirme işi ile uğraşanların ve çeşitli ilgi alanlarına sahip olan farklı kişilerin ortak çalışmalarıyla varlık kazandığını belirtir. Ona göre bu insanlardan bazıları bilim adamlarıdır ve zorunlu olarak bazı olgu ve olayları “belgeleme” ihtiyacını hissetmiş, bunun bir yolunu bulmaya çalışmışlardır. Fransız Gökbilimci Pierre Jules Cesar Janssen, 1874 yılında, Venüs gezegeninin Güneş’in önünden geçişini kaydetmek istemiş, fotoğraf tabancası (revolver photographique) adındaki aygıtı geliştirmiştir. Yaklaşık aynı zaman diliminde Amerika’da yaşayan İngiliz fotoğrafçı Eadward Muybridge atların nasıl koştuğunu anlayabilmek için, bir pistin yanına çeşitli sayılarda fotoğraf aygıtı yerleştirmiş, koşan atlar pist üzerindeki iplere çarpınca, fotoğraf aygıtları çalışmış, böylece hareket halindeki atların fotoğrafı çekilebilmiştir. Daha sonra Muybridge çekilen bu fotoğrafları çeşitli hızlarda ekrana yansıtmayı da öğrenmiştir. Fransız fizyolojist Etiene Jules Marey, Janssen ve Muybridge’in çalışmalarını takip etmiş, hareket halindeki bir kuşun görüntüsünü, ayrı ayrı aygıtlar yerine tek bir aygıtta kaydetmeyi başarmıştır. Marey’in yanında asistan olarak çalışmaya başlayan, Georges Demeny, dudak okuyan sağır insanların, seslere bağlı ağız hareketlerinin özelliklerini devamlı bir şekilde görürlerse, konuşabileceklerine inanmış, kısa cümleler söyleyen insanların ağız hareketlerini yakın çekim de kaydetmeye ve yansıtmaya başlamıştır. Barnouw’a göre sinema aygıtının icadından önce elde edilen “belgeleme” amaçlı bütün bu başarılarda ve deneylerde belgesel filmin doğuşu öncesi heyecanı bulunmaktadır.

Belgesel filmin özelliklerinin ilk ipuçları açık bir şekilde, perdeye yansıtılan ilk hareketli görüntülerde yer almaktadır. Edison’un West Orange, N.J.’de inşa ettiği “Black Maria” adlığı stüdyosunda, teknisyenler tarafından yapılan deneylerde gerçek yaşamdan kesitlerin kaydedildiği ilk örneklere (W.K.L. Dickson’ın 1894 yılında bir işçinin hapşırmasını filme aldığı, Record of A Sneeze) rastlansa da, içerik ve yaklaşım açısından sonradan ortaya çıkacak belgesel filmlere yakın olan ilk filmler, Louis Lumiere tarafından üretilip, 28 Aralık 1895 yılında izleyicilere belli bir ücret karşılığında gösterilen filmlerdir (The Arrival Of A Train, Workers Leaving The Factory).9 Bu filmler daha önce bilinen araçlara göre gerçekliği daha iyi algılayabilen ve yansıtabilen yeni bir aracı açığa çıkarmıştır. Süreleri bir dakika civarında olsa da, olayları büyük bir doğruluk içinde kaydetmişlerdir. Bu durum o filmlerin hayatın olağanüstü derecede doğru bir temsili olarak görülmelerine yol açmıştır.

Louis Lumiere, filmlerinin büyük bir çoğunluğunda gerçek yaşamın öğelerini kullanmış, tiyatroyu sinema için bir model olarak reddetmiştir. Onun yerine Fransız günlük yaşamının panoramasını-balıkçı adam ve ağları, bot gezisi, yüzücüler, çalışan itfaiyeciler, deniz kenarındaki çocuk, bisiklet dersi gibi…- yansıtmayı tercih etmiştir. Bu anlayış 1895-1900 yılları arasında çekilen diğer filmlerde de kendini göstermiştir. Çekilen filmler malzemelerini doğrudan hayatın içinden almaya devam etmiştir. Bu filmlerde önceden yapılmış düzenlemelere yer verilmeyerek, en doğal olan yakalanmaya çalışılmış, gerçek yaşam olaylarına bağlılık sürmüştür. Ne var ki Lumiere Kardeşler sinemanın gerçek yaşamı yansıtabilme gücünü tam anlamıyla kavrayamamış. kısa bir süre sonra da film üretim işinden vazgeçmiştir.

Lumierler’in Grand Cafe’nin bodrum katında yaptığı ilk gösterimler sessizce başlamış, kısa süre sonra her gösterim için büyük kuyruklar oluşmaya başlamıştır. İzleyicinin artan talebini karşılamak ve film programını genişletmek üzere, Lumiere Kardeşler tarafından dünyanın dört bir yanına kameramanlar yollanmaya başlanmıştır. “Kameramanlar tarafından çekilen filmlerde yer alan yabancı ve egzotik konular izleyicicinin büyük ilgisini çekmiştir.”13 Filmlerin ticari başarısından dolayı Lumiere Kardeşler’den sonra ortaya çıkan büyük yapım şirketleri de bu geleneği sürdürmüşlerdir.

Kurmaca olmayan filmlerde yaşanan tüm bu gelişmelere rağmen, belgesel filmin ortaya çıkması için, bu alandaki film üretiminde sanatsal kaygı taşıyan yönetmenlerin ortaya çıkması gerekmiştir. 1922 yılında “Robert Flaherty’nin çekmiş olduğu Nanook of the North adlı filmin belgesel filmin doğuşu olduğu söylenebilir.”

Belgesel filmin doğuşu konulu yazımız sona ermiştir. Dilerseniz, belgesel filmin amacı ve özellikleri başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Etiketler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

1 yorum yapılmış