web analytics

Belgesel Filmin Amacı ve Özellikleri

Sinema tarihini inceleyen araştırmacılar, sinema tarihinde birbirinden farklı iki eğilim olduğunu belirtirler. Tarihsel olarak bakıldığında, bir yanda öncülüğünü Georges Melies’in yaptığı, izleyicilerini fantastik ve mitsel dünyaya götüren kurmaca filmler, diğer yanda kamerasını gündelik yaşamın içine sokan, gerçek yaşamın görüntülerini perdeye taşıyan Lumiere Kardeşler’in ortaya çıkardığı anlayış doğrultusunda çekilen “kurmaca olmayan” filmler yer ayrılır. Kendine has özellikleri ile bir film türü olan “belgesel filmi kurmaca olmayan filmler arasında bir alt başlık olarak yerleştirmek mümkündür.” Belgesel filmler ile kurmaca olmayan filmler arasında yapılan ayrım bazı durumlarda bulanıklaşsa da, belgesel filmin bütün türlerinde görülen kendine ait belirgin özellikleri vardır.

Kimi araştırmacılar tarafından belgesel filmin başlangıcının sinemanın başlangıcı ile özdeş olduğu belirtilir ve Lumiere Kardeşler’in, kameranın var olan gerçekliği kaydetme özelliğinden faydalanarak çektiği ilk filmler belgesel filmin ilk örnekleri olarak kabul edilir. Ancak Lumiere Kardeşler ve dünyanın dört bir yanına yolladıkları kameramanlar, gördükleri ilginç yerleri, olayları, alıcılarını bir noktaya yerleştirerek film üzerine saptamaktan öteye geçememiştir. Alıcılar bu filmlerde yalnızca kayıt cihazı olarak kullanmıştır. Belgesel türün sanatsal yaratı olarak ortaya çıkıp kendini geniş kitlelere kabul ettirmesi için bu türün usta sanatçılarının ortaya çıkması, gerçekçi bir sanat değil de doğrudan doğruya gerçeğin kendisinin sanatını yaparak, öykülü filme koşullandırılmış seyircinin karşısına çıkması gerekmiştir. Belgesel film 1894 ile 1922 yılları arasındaki yaklaşık otuz yıllık bir zaman dilimi içinde yavaş bir şekilde gelişmiş, sonunda diğer film türlerinden farklılaşarak özgün bir tür olarak ortaya çıkmıştır. belgesel filmin

Belgesel filmi ilk olarak diğer film türlerinden ayırt ederek, ona yeni bir anlam yükleyen John Grierson, 1935 yılında yayınladığı “Belgesel Filmin Baş İlkeleri” adlı makalesinde, Fransızların gezi filmleri için kullandığı belgesel film kavramının artık kendi yolunu tuttuğunu, hem biçim hem de amaç bakımından dramatik yapısı olan bambaşka türleri kapsadığını belirtir. O güne kadar doğal malzemenin kullanılması önemli bir ayrım sayılmaktadır ve ister haber filmi olsun, ister dramatik filmler, eğitim filmleri ya da bilimsel filimler hepsi belgesel film olarak değerlendirilmektedir. Oysa bunların hepsi de birbirinden farklı gözlem niteliklerini, amaçları, materyallerin düzenlemesinde değişik güçleri ve tutkuları gösterir.

Grierson, belgesel filmin bu türlerden farklı ve onlardan yüksek bir tür olduğunu ifade eder.

Ona göre bu filmler, kendilerini gizleseler de ders veren bir niteliğe sahiptir. Olayları, hatta bir öyküyü dahi dramatize etmezler, sadece betimlerler, gösterirler, estetik anlamda çok nadir bir şeyler ortaya koyarlar. Sınırları da burada biter, belgesel film sanatına ne kadar katkı da bulunacakları da şüphelidir. Grierson’a göre belgesel sinemada doğal materyallerin yavan(ya da düşsel) betimlemelerinden, materyallerin düzenlenişlerine, yeniden düzenlenişlerine, yaratıcı biçimlerine geçilir.

Birinci dünya savaşından sonra insanlar dünyayı tanıma ve sorunlarına sahip çıkma isteğinin artmasına neden olmuştur. Kameranın yeryüzüne en yakın bir biçimde kaydetme yeteneğinin bu amaçla birleşmesi belgesel sinemanın gelişiminde önemli bir etken olarak kabul edilir. Sinemada öykülü filmin dışına çıkılarak, gezi filmlerinden haber filmlerine, doğa araştırmalarından mikrobiyoloji araştırmalarına kadar birçok örnek verilmiştir. Ancak bu filmler, doğada olduğu gibi, betimleyici bir biçimde görüntülemeyi amaçlamaktadır. Doğrudan doğruya doğal gereçlerden yararlanan dramatik bir çatı ve yaratıcı bir yorumdan uzakta olan bu çalışmalar belgesel olarak nitelendirilmektedir. Fakat bu değerlendirme yapılırken, hangi amaçla olursa olsun, sinemanın olanaklarından yararlanma ile bu yararlanma sırasında sanatsal kaygıyı temel taşlardan biri olarak ele alma ayrımı yapılmalıdır.

Belgesel yönetmenleri yeni bir dünya yaratmadıklarını bildikleri kadar var olanı aktarmadıklarını da bilirler. Onlar dış gerçekliğin sadece kaydedicileri değildir. Yaptıkları bireysel seçimlerle ham malzemelerini şekillendirirler. Belgesel filmde, ham malzeme içinden seçilen parçalar ahenkli, artistik bir biçimde organize edilir. Belgeselin bir biçimlendirme süreci vardır ve bu süreç içerisinde, belgesel film yapımcısının özgün tasarımı ile görüntü ve sesler seçilir, uygun oldukları yapı ile birbirine uygun şekilde yerleştirilir.  Belgesel film yönetmeni var olan gerçekliğe sadık kalarak, fiziksel gerçekliği bir biçime sokar ve sunar. Belgesel film yönetmeni, dünyayı büyük ölçüde değiştirmeden, yaratıcı bir şekilde kaydeder ve yorumlar.

Güvenilirlik, bir belgesel filmde önde gelen özelliklerden biridir. Çoğu kurmaca filmde yönetmen kendi kafasından belirgin ayrıntılar yaratarak, gerçek olay ve karakterlere benzeyen öykülerin ve karakterlerin güvenirliğini artırır. Kurmaca film yönetmenin en büyük problemi dış gerçekliğe bağlılık değil, filmin iç tutarlığını sağlamaktır. Fakat kurmaca filmdeki gerçeklik ne kadar ikna edici olursa olsun, izleyici her zaman aklında bir film izlediğini olayların taklit edildiğini bulundurur. Kurmaca film yönetmenin ya da hayali bir dünya yaratan herhangi bir sanatçının arzusu, izleyicinin durum ve karakterlerin sembolik gerçekliklerini kabul etmesidir. Belgesel filmci bu görüşü reddeder. Gerçekliğe artistlik yalanlar değil, güvenilir olgular kullanarak ulaşır. Çünkü güvenilirlik bir belgeselcinin en önemli kozudur bu nedenle hatalara, sahtekarlıklara, uydurmalara ya da olayları bozmaya karşı çok hassastır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Belgesel Filmin Amacı ve Özellikleri” te bir düşünce

  1. Pingback: Belgesel Filmin Doğuşu, Belgesel Filmin Tarihçesi –